Sessizlik…
10 Kasım 2008Yeni başlayan güne pencereden dokunmaktır sessizlik,
Eski eşyalara bakıp alındığı günü düşünmek,
O günlere dönmektir sessizlik.
En fazlası;
“Sensizliktir” sessizlik.
Yeni başlayan güne pencereden dokunmaktır sessizlik,
Eski eşyalara bakıp alındığı günü düşünmek,
O günlere dönmektir sessizlik.
En fazlası;
“Sensizliktir” sessizlik.
Şafak vaktiydi uyanışımın öyküsü.
Öylesine bir gündü başlayan,
Bitmeyeceğini sandığım.
Şafak söktü,
Ay söndü.
Efkarlandım,
Çabuk geçti zaman
Vermedi zevkim bir an
Akşam oldu.
Güneş söndü.
Dün dündü.
Gün döndü.
varlğınla yokluğun arasında bana bir şey söyle…
söyleki o zaman bileyim suçumu..
sevgili günlük
bu gün de bitti…
kalanları saymaya devam ediyoruz…
tıpkı ne kadar kaldığnı bilmediğimiz nefeslerimiz gibi…
yenileyemediğimiz ama yinelediğimiz…
bekle sevgili günlük..
çok geç kalınmış şeker bayramlarında aldığım harçlıklarla mutlu olmayı öğrenmişken
eskimiş bir ayakkabıyı ilk kez giymenin mutluluğu arasındayım…
ya sen nerdesin?
dünyadaki her şey, ilkin korkuludur… ilk dokunuşların, ürpertili hava kokusunun bir türeyişidir ellerinde… ve bir hissiyat olmaktır… ve sana yeni şeyler yazmaktır. ve sana bakmaktır gecenin hükümsüz karanlığındaki güzelllikleriyle… ve bir balık kokusudur galatanın kiralık oltalarındaki… onlarla sana takılmak ve onlarla seni yakalamak… ve çekmektir seni yerinden…. ve ansızın geri dönüp gitmekti geldiğin günden beri başlayan dakikaları saymak… yalnızlıktan değil alışmaktan korkardı beyin… nazım oldu, kuş oldu, piraye oldu leyla oldu… yarın oldu, beklemek oldu, sensizlik oldu, sessizlik oldu, çocuk oldu, mor oldu…ama anladım ki yine hiç bir ŞEY olamadı.
Yakında….